Bir günü yirmi dört eşit zaman birimine ayırmlış haline saat denilmektedir. Bu birimi görmemizi sağlayan araca da saat ismi verilmiştir.
Tarihteki ilk bilinen saat, güneş saatleridir. Bir çubuk ve gölgesinin konumundan başka birşey olmaya güneş saati yüzyıllar boyunca yaygın bir şekilde kullanılmıştır.
Neredeyse güneş saatleri kadar eski olan, başka bir icat ise su saatleridir. Tıpkı güneş saati gibi, su saati de Mısır’da icat edilmiştir fakat, “Klepsydra” yani su hırsızı olarak adlandırılan bu saat, Yunanlılar tarafından geliştirilip, mekanik saat bulunana kadar kullanılmıştır.
Diğer iki saat çeşidinin yanı sıra kum saati de çok bilinen, ve zamanın geleneksel sembolü olarak kabul edilen saatlerdir. İlk kez 8′inci yüzyılda bulunan cihaz, 16′ıncı yüzyıldan yakın tarihe kadar zamanı öğrenmek için değil de, zaman tutmak için kullanılmaya başlanmıştır.
Mekanik saatler ilk olarak, zamanın din adamları tarafından keşfedilmiştir. Dua etmek için, saati kesin olarak bilmek zorunda olan keşişler, mekanik saati, bir çekiç aracılığı ile ses çıkarıp, saati duymak amacıyla yapılmıştır. O dönemlerde eski saatlerin aksine, saatin görülmesi yerine, duyulması gerektiğine inanılıyordu. Bu yüzden saatlerde çan bulunuyordu. Latince “Clocca” dan türemiş olan, çan anlamına gelen kelimeden, İngilizce’si “Clock” olan, saat anlamına gelen kelime türemiştir.
1344′te saatlerde kadran ilk kez kullanılmıştır. Dondi, tarihte ilk kaz 24 dilimlik saati yapan kişidir.
1500′lerin ortalarında, Alman Peter Heinlein’ın zembereği bulması ardından, küçük ve taşınılabilir saatler üretilmeye başlamıştır. Fakat bu saatlerde akrep, yelkovan ve kadran yoktu. Dönemde, nüfusun çoğunluğu okuma-yazma bilmediği için yazı ya da sayılar yerine, çan sesi koyulması gerekiyordu.
Sarkacın bulunması saatin gelişiminde çok büyük rol oynamaktadır. Ölümüne yakın dönemde sarkaçlı saati tasarlayan bilim adamı Galileo, projesini tamamlayamasa da, ölümünde 14 yıl sonra Alman Christian Huygens tarafından Galileo’nun projesi hayata geçirilmiştir.
1920′li yıllara gelindiğinde ise ilk kuvars saatin üretiminden sonra zaman ölçümünde yeni bir çağ başlamıştır. 1. Dünya Savaşı’nda çok askerler arasında çok popüler olan kol saati ise savaş sonrası tüm dünyanın tercihi haline gelmiş, 1950′lerde ilk elektronik saat yapılmıştır , 1980′lerde kamera işlevi gören, 2000′lerde ise dijital fotoğraf çekebilen saatler üretilmiştir ve saat endistrüsünde gelişmeler hala günümüzde de hızla devam etmektedir.
Günümüzde saatleri sadece kolumuzda ya da üzerimizde taşımıyor, aklımıza gelebilecek her yerde kullanıyoruz. Özellikle de mekanların duvarlarında, mobilyaların üzerlerinde ya da dekoratif amaçlı, her nereye yakışıyorsa orada kullanabiliyoruz.